ƏSAS SƏHİFƏ SAYT SİYASƏTİ
ƏLAQƏ
 
 
  Harun Yahya - Rss Feed RSS Feed
1 2    
Filmlər
Ada göre sırala Tarixə göre sırala
Cəmi 60 əsər

28. HÜCEYRƏDƏKİ MÖCÜZƏ

 

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN 525 QƏZETİ VƏ ATV REPORTAJI (27 Avqust 2008)

 

Sayın Adnan Oktar bu röportajında; faaliyetlerinde resmi bir destek görmediğini fakat çeşitli vakıflar, dernekler, parti mensupları anlamında manen çok büyük bir desteğin var olduğunu, bütün tarikat mensuplarının, dini cemaatlerin, milliyetçi kesimin hepsinin kendisine saygı ve sevgi duyduklarını ifade etti. En büyük manevi desteği Türkiye’deki sağcı kesimden gördüğünü de sözlerine ekledi. AKP ile ilgili görüşü sorulduğunda; Sayın Tayyip Erdoğan’ın samimiyetine inandığını, dindar bir Anadolu insanı olduğunu, dünyevi bir çıkarı ve hırsı olmadığının açıkça görüldüğünü söyledi. Sayın Oktar, ayrıca, siyaset konusunun kendisinden uzak olduğunu, şahsının siyasi liderlik gibi bir isteğinin olmadığını ancak fikirlerinin zaten iktidar olduğunu anlattı. Türk İslam Birliği kurulurken Rusya’ya güvence verilmesinin ve rencide edilmemesinin önemli olduğunu, Rusya’yı mahçup etmenin, küçük düşürmeye kalkmanın yakışık almayacağını, ayrıca tecrit etmenin, yalnızlığa itmenin de çok kötü bir şey olduğunu, bazı ülkelerde böyle bir politikanın görüldüğünü ancak bunun vicdanlı bir davranış olmadığını ifade etti. 1800’lerin milli egoist mantığının terk edilmesi gerektiğini, 2000’lerin güzel, sevgi dolu, birleştirici mantığının benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Kafkaslardaki sorunlarla ve çözüm yollarıyla ilgili olarak önemli açıklamalarda bulundu.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN AYNA QƏZETİ REPORTAJI (8 Avqust 2008)

 

Sayın Adnan Oktar Azerbaycan Ayna gazetesiyle olan bu röportajda; İslam Devleti ile İslam toplumu arasındaki farkı anlatırken, Türkiye’nin halkı Müslüman olduğu için bir İslam toplumu olduğunu fakat devletin laik yapıda olduğunu ve böyle de olması gerektiğini açıkladı. Toplumun genelinin inancının esas olduğunu ve Türkiye’de de genelin laikliği istediğini, buna saygı duyulması gerektiğini söyledi. Bir Budist’in Türkiye’de idarenin Budist sisteme göre olmasını istiyorum deme hakkının olmadığını, bir Musevi’nin de böyle bir talepte bulunamayacağını, aynı şekilde bir Müslümanın da Türkiye’nin Kuran’la yönetilmesini istemesinin uygun olmayacağını, çünkü toplumun çoğunluğunun laikliği istediğini anlattı. Farklı inançlara sahip tüm insanların görüşlerini açıklamakta özgür olması gerektiğini ancak başka insanları zorladıkları takdirde bu tavrın uygun olmayacağını da sözlerine ekledi. Farklı sorulara verdiği cevaplarda; Vehabilerin ve şiilerin dini yaşamada çok titiz olduklarını, terörün savunma adına da yapılsa kalleşçe bir yöntem olduğunu, İslam dini ile hiçbir şekilde bağdaşmayacağını vurguluyor. Sayın Oktar kendisinin seyyid, Peygamber Efendimiz(sav)’in neslinden olduğunu ama halis kan Türk olduğunu söylüyor. Ermenilerle Türkler arasındaki sorunların tamamen suni ve zorlama olduğunu, masonların yönlendirmesiyle bunların ortaya çıktığını, Türklerle Ermenilerin kardeş olduğunu, sürekli dostluk mesajı verilmesi gerektiğini anlatıyor. Azerbaycan ve Türkiye’nin iki devlet tek millet olarak birleşmesi konusunda geniş açıklamalar yapıyor. Tarikatları, Allah sevgisini anlatan güzel ahlak okulları olarak tanımlıyor.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN AZADLIQ QƏZETİ REPORTAJI (14 Sentyabr 2008)

 

Sayın Adnan Oktar Azerbaycan Azadlıq Gazetesi’nde yayınlanan röportajında; baskıdan yana olmadığını, insanların kılık kıyafetinden, başörtüsünden, sakalından tedirgin olmanın yersiz olduğunu fakat çok iyi bir kültür propagandası yapılması gerektiğini, cahili çok olan toplumların kontrolünün zor olacağını ancak aydını çok olan bir toplumda bunların sorun olmayacağını, kendisinin özgürlükçü bir bakışa sahip olduğunu anlattı. Sayın Oktar bu röportajda ayrıca; farklı İslami cereyanlarla, Fethullah Gülen, AKP ve Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan’la ilgili görüşlerini, Atatürk’e olan bakış açısını açıkladı. Darwinizmin büyük bir put olduğuna, Darwinistlerin başvurdukları sahtekarlıklara da değinen Sayın Oktar, kurulacak Türk İslam Birliği’nden, Şii-Sünni kardeşliğine, Çeçenistan-Rusya hakkındaki görüşlerine, Arap milliyetçiliğine kadar daha pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN AZERNEWS REPORTAJI (23 Oktyabr 2008)

 

Azernews, Azerbaycan’ın önde gelen haftalık ingilizce gazetesidir. Gazete, geçtiğimiz günlerde Sayın Adnan Oktar ile bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajda öne çıkan başlıklar şöyleydi: “Sıfır delille teori olur mu, Darwinizm tam bir safsata, tam bir yalan; buna karşılık 100 milyon yaratılış delili var.” “11 Eylül saldırısını yapanların hepsi Darwinist, materyalist, ateist eğitimden geçmiş insanlar; adının Hasan olması, Mehmet olması, kimliğinde Müslüman yazıyor olması bir şeyi değiştirmez, materyalist materyalisttir, bu Müslümanlara mal edilemez” “Masonlar Saddam’ı katliamlarda kullandılar, sonra infazına karar verdiler, götürüp astılar.” “İnsanlar zannediyor ki masonlar aydın, aklıbaşında insanlardır ama materyalisttirler; halbuki direkt olarak şeytana tapan insanlar.” “Allah’tan yana olan hiçbir zaman yenilmez ama şeytan taraftarları her zaman perişan olurlar, insanlar bunu fark edemiyorlar.” “İnsan Allah’tan korkarsa, Allah’a samimi olarak iman ederse asla sırtı yere gelmez.” “Resmi, soğuk materyalist siyasetle ülkeler sorunlarını çözemez; dostlukla, sevgiyle, kucaklaşarak konular kökten çözülür.” “Yüzde yüz Türkiye büyük Türkiye olacak, 10-20 yıl içinde Türk İslam Birliği’nin lideri olacak, kader böyle.”

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN ƏDALƏT QƏZETİ REPORTAJI (5 Noyabr 2008)

 

Sayın Adnan Oktar Azerbaycan Edalet gazetesiyle olan bu röportajında; Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesinin, ruhu şahlandıracağını; ekonomik ve kültürel açıdan hiçbir sorun yaşanmayacağını, Azerbaycan’ın kültürlü ve aydın insanlardan oluştuğunu; velev böyle olmasa bizim onları aydınlatacağımızı, velev fakir olsalar bizim onları zengin edeceğimizi, Azerbaycan’ın canımızın bir parçası olduğunu, iki ülkenin birleşmesinin babanın oğula kavuşması gibi bir olay olduğunu anlattı. Sayın Oktar, İngiliz evrimci bilim adamı R. Dawkins’i Darwinizmle ilgili olarak tartışmaya davet ettiğini, Dawkins’in bunu asla kabul etmediğini, çünkü kesin yenileceğini bildiğini, İslam’ın çok güçlü bir fikir, çok güçlü bir düşünce ve çok güçlü bir aksiyon olduğunu, hiçbir kuvvetin karşısında duramayacağını ifade etti. Müslümanlığın, dünyanın en kaliteli insanı olmak anlamına geldiğini anlatan Sayın Oktar, gerçek dindar bir Müslümanı; “Müslüman demek dünyanın en akıllı insanı demektir, dünyanın en şerefli insanı demektir. Müslüman dünyanın en sükseli, en süper adamıdır” şeklinde ifade etti. Sayın Oktar, Darwinizmin, masonluğun, komünizmin, faşizmin, satanizmin çok çürük ve boş fikirler olduğunu, bunları ezmenin yerde giden bir böceği tankın ezmesi gibi olduğunu, bir üflemede dağılacak fikirler olduğunu; bu fikirlerin mensupları hepsi bir araya gelseler ve bunun yüz katını daha hazırlasalar, fikren yine böcek hükmünde olacaklarını ve kendilerinin bunları yine yok edeceklerini anlattı.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN DÖVLƏT RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (25 Avril 2008)

 

Sayın Adnan Oktar Azerbaycan Devlet Radyosu ile yaptığı bu telefon görüşmesinde, zamanı geldiğinde Azerbaycan ve Türkiye’nin tamamen birleşeceğini, ondan sonra sırayla tüm Türk devletlerinin ve İslam aleminin birleşeceğini, büyük bir Türk İslam Birliği oluşacağını müjdeledi. Azerbaycanlı kardeşlerimizin gönüllerinin rahat olmasını ve onları çok sevdiğimizi ifade etti. Azeri kardeşlerimizin Ermeni sınırını açmamız konusunda hiç tedirgin olmamalarını, iki sınırın da yaklaşık aynı zamanda açılacağını açıkladı. Sayın Oktar, Ermenilerin de eskiden beri kardeşlerimiz olduğunu, hep birlikte tarihe yeniden döneceğimizi; Azerilerin de Ermenilerin de Türkiye’nin şefkatli kollarında mutlu ve sevinç içinde yaşayacaklarını anlattı. Gereksiz endişelerden ve şüphelerden kaçınılması gerektiğinin altını çizerek Türkiye’ye güvenmelerini söyledi.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN DÖVLƏT XƏBƏR AGENTLİYİ REPORTAJI (14 Avqust 2008)

 

Sayın Adnan Oktar, Azerbaycan Devlet Haber Ajansıyla olan bu röportajda;  Bilim Araştırma Vakfının Türk devletlerin birbirine yakınlaşması konusunda kültürel faaliyetleri nelerdir? Azerbaycan ve Türkiye’nin “iki devlet tek millet” olarak birleşmesi konusuna Rusya Federasyonu ve Ermenistan nasıl bakıyor? İslam ve laiklik bir arada yaşanır mı? Bugün Türkiye’deki mevcut eğitim sistemini nasıl değerlendiriyor? Türki cumhuriyetlerin geleceğinde dinin önemi nedir? İslam dininin sanata bakışı nedir? Türkiye Cumhuriyeti, geleceği için Avrupa Birliği’ne mi Türk İslam Birliği’ne mi odaklanmalı? Yahudilerle Araplar, Ermenilerle Türkler kardeş olabilirler mi? Olursa, ne zaman barışacaklar? gibi çeşitli konularda soruları yanıtlarken çözüm yollarının da neler olabileceğini açıklıyor.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN HALK QƏZETİ REPORTAJI (6 Oktyabr 2008)

 

Azerbaycan Halk Gazetesi Temsilcisi, Sayın Adnan Oktar ile olan bu röportaja başlarken; Sovyet döneminde kendilerine öğretilmiş Darwinist ve materyalist dünya görüşünün tamamıyla yıkılmasında Sayın Adnan Oktar’ın görüş ve eserlerinin çok büyük rol oynadığını düşündüklerini, Azerbaycan halkının kendisine çok büyük bir sevgi duyduğunu ifade etti. Kardeş devlet Türkiye’nin öncülüğünde tüm Türk toplum ve devletlerinin biraraya gelmesini, ortak bir medeniyeti çok arzuladıklarını dile getirdi. Sayın Adnan Oktar da Azerbaycan halkına, Türk İslam Birliği’nin önümüzdeki on yıl içerisinde gerçekleşeceği müjdesini verdi. İlk olarak Azerbaycan’la Türkiye’nin iki devlet tek millet olarak birleşeceğini, iki ülke arasında bir koridor açılacağını ve vizenin, pasaportun kaldırılacağını açıkladı. Ermenistan’ın da işgal ettiği yerlerden kolayca çekileceğini, Ermeni halkının isteğinin toprak değil, sevgi, muhabbet ve barış olduğunu, Türk, Azeri, Ermeni kardeşliğinin önümüzdeki yıllarda en güzel şekilde yaşanacağını anlattı.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN İCTİMAİ RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (16 Yanvar 2009)

 

Sayın Adnan Oktar Azerbaycan İçtimai Radyosuyla yaptığı telefon görüşmesinde; Ermenilerden özür dileme kampanyası ile ilgili olarak; ne onların bizden ne de bizim onlardan özür dileyeceğimiz bir konu olmadığını, bizim, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan sınırını açacağımızı ve alabildiğine, tüm İslam ülkelerinin sınırlarını açarak büyük bir Türk İslam Birliği oluşturacağımızı, dolayısıyla da karşılıklı özür dileme gibi bir durumumuz olmadığını anlattı. Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a iade edileceğini ve böyle bir konu kalmayacağını müjdeledi. İntikam anıtının da kapanacağını, Ermeni kardeşlerimizle kucaklaşacağımızı; bu fitne ve zorluk devrinin, güzellik, muhabbet, sevgi, saygı devrine dönüşeceğini ifade etti. Sayın Oktar, Azerbaycan’ın bizim kardeşimiz olduğunu, bir an evvel sınırların açılmasını, pasaportun kaldırılmasını; bu konuda Azeri kardeşlerimizin de teklif götürmelerini ve ellerini çabuk tutmalarını söyledi.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN KASPİ QƏZETİ REPORTAJI (19 Sentyabr 2008)

 

Sayın Adnan Oktar Azerbaycan Kaspi gazetesiyle olan bu röportajında; gündemde olan Kafkas Birliği Projesi’nin, ardından Türk Birliği’ni de getireceğini, bölgede bulunan Gürcistan ve Ermenistan’ın Türk olmadıklarını, çoğunun Hıristiyan olduklarını ama buna rağmen kendilerinin bu ülkeleri Türk İslam Birliği içinde görmek istediklerini anlattı. Ermenilerin Karabağ bölgesinde bir çıkarlarının olmadığını, diplomatik bir çalışmayla, dostane bir telkinle rahatça o bölgeden çekileceklerini, masonların kışkırtmalarıyla işgal altında tuttuklarını ifade etti.İran’la Türkiye’nin arasının suni olarak açılmak istendiğini, bunun yine masonların şeytani oyunlarından biri olduğunu, İran’ın bizim çok eski dostumuz olduğunu ve dostumuz olarak da kalacağını ifade etti. Rusya’nın da Türk İslam Birliği’nden rahatsız olacağı bir durum olmadığını, kurulacak Birliğin zaten Rusya’nın yanında olacağını, ayrıca Amerika’yı da dost bildiğimizi ve sevdiğimizi, Darwinist ve masonik düşüncenin mutlaka ülkeleri birbirleriyle çarpıştırmak istediğini, bu düşünceye göre sözde güçlülerle zayıfların bir mücadelesi olduğunu ve onlara göre, hep de güçlülerin galip geldiğini anlattı. İslam düşüncesine göre ise böyle bir şeyin olmadığını, hakkın, haklı olanın galip geldiğini, bir topluluk zayıfsa dahi eğer haklıysa onun galip geleceğini açıkladı. Amerikan düşmanlığının da Rus düşmanlığının da çok akılsızca olduğunu, bu kavgacı ruhun ortadan kalkması gerektiğini söyledi. Dostluk havasının çok önemli olduğunu, düşmanlık havasında insanların dimağının sadece mücadeleye yöneldiğini sözlerine ekledi. 

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN NOVOYE VREMYA REPORTAJI (6 Oktyabr 2008)

 

Ermeniler Dağlık Karabağ’dan çekilir mi? Masonların asıl isteği nedir? Sayın Oktar, ABD’nin ülkeleri işgal politikası hakkında ne düşünüyor? Balkan kavgalarının perde arkasında ne var? Terörizmin kaynağı nedir? Türk İslam Birliği hazırlıklarında bugünkü durum nedir? Irak olayları nereye gidiyor? PKK sorunu nasıl çözülür? Sayın Oktar, dünyada yaşanan global kriz için ne düşünüyor? Kasım ayında ABD’de yapılacak seçimlerde hangi başkan adayının kazanmasının Müslümanlar için daha iyi olacağını öngörüyor? Türkiye’nin şu an Kafkaslarda yürüttüğü siyaseti nasıl buluyor? İran’ın ABD veya İsrail tarafından vurulması mümkün müdür? Rusya ile iş birliği mümkün mü? Türkler Amerika’dan yana mı yoksa Rusya’dan yana mı tavır koymalılar? Sayın Adnan Oktar tüm bu soruları Azerbaycan Novoye Vremya gazetesi için yanıtladı.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN REYTINQ QƏZETİ REPORTAJI (6 Noyabr 2008)

 

Sayın Adnan Oktar’ın Azerbaycan Reyting gazetesi ile olan bu röportajında; Darwinistlerin, insanın ne ruhunu ne de etini, kemiğini açıklayamadıklarını anlattı. Terörün çözümünün Türk İslam Birliği’nin kurulması; Azerbaycan’ın, Ermenistan’ın, Gürcistan’ın birleşmesi olduğunu ifade etti. Ermenistan Cumhurbaşkanının son yaptığı açıklamada, geçmişte yaşananların düzeltilebileceğini ve sınırlarını açılmasını istediklerini ifade etmesinin çok güzel bir gelişme olduğunu, Ermenilerin de masonların nasıl bir oyun oynadıklarını anladıklarını açıkladı. Darwinizmin safsata olduğunu insanlara ispat ettiklerini, şeytanın bu konuda ortadan çekildiğini ama, kendilerinin her yönde şeytanın kolunu kanadını kıracak bir faaliyet içinde olduklarını, insanların üzerinden bu kanlı elini çektireceklerini ifade etti. Türk İslam Birliği’ne doğru dev adımlarla ilerlendiğini, bu konuda detaylara dalmanın gereksiz olduğunu, masonların akıllarınca engellemek için bahaneler ortaya attıklarını, bunun da son çırpınışları olduğunu, isteseler de istemeseler de Türk İslam Birliği’nin kurulacağını, bunun bildirilen bir kader olduğunu anlattı. Sayın Oktar, Azerbaycan halkına mesaj olarak ise; bunun çileli ve zorlu bir yol olduğunu, kendisinin ve kardeşlerinin bu yolda ilerlerken çok oyunlarla, baskı ve komplolarla karşılaşabileceklerini; çünkü kendilerinin masonları, ateist siyonistleri, komünistleri, Türk İslam Birliği’ne düşman olanları karşılarına aldıklarını, bunlarla mücadele ettiklerini; bunların da mutlaka bir şeyler yapacaklarını, kendilerine komplolar düzenleyebileceklerini, her türlü kötülüğü yapabileceklerini; sevenlerinin bunlardan tedirgin olmamalarını, hiçbirine inanmamalarını ve aldanmamalarını; böyle bir durumda mutlaka kendilerinin yapacağı açıklamaları beklemelerini, kendilerine güvenmelerini; Allah’ın izniyle hiçbir şey yapamayacaklarını; ve yine Allah’ın izniyle kendilerinin bu hayırlı yolda sonuna kadar gideceklerini ifade etti.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN TREND XƏBƏR AGENTLİYİ REPORTAJI (1 Noyabr 2008)

 

Trend News Agency, Azerbaycan’da bulunan bir haber ajansı olup Azerice, İngilizce, Rusça, Arapça ve Farsça olmak üzere 5 dilde yayın yapmaktadır. Trend Haber Ajansı, geçtiğimiz günlerde Sayın Adnan Oktar’la bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajda öne çıkan konu, kurulacak Türk İslam Birliği idi. Sayın Oktar, bu konuda hızla sonuca ulaşmanın önemini belirterek yol gösterici açıklamalarda bulundu. Kendisine yöneltilen sorulardan bazıları şöyleydi: “Türk İslam Birliği’nin amacı nedir; bugün bu Birliği zorunlu kılan şeyler nelerdir; Birlik nasıl bir işbirliği içerisinde gerçekleşebilir; Birliğin siyasi, kültürel, medeni boyutları nedir; Birlik kurulduğu takdirde bugün İslam devletlerinin yapamadıkları hangi konular gerçekleşecek; şu an Türk İslam Birliği’nin gerçekleşmesi için bölgesel ve küresel şartlar ne kadar elverişli; bu konuda Bilim Araştırma Vakfının somut adımları nelerdir?”

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN TV REPORTAJI (11 İyun 2008)

 

Azeybaycan Tv’de yayınlanan ve program yapımcısı Elşad Miriyev ile yapılan roportajda Sayın Adnan Oktar Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde dağıtılan kitapların etkisi ile ilgili şu yorumlarda bulunuyor: “Aslında dağıtılan kitap az, ancak etkisi çok büyük. Adeta bir atom bombası gibi. Gittiği yeri altüst etti, bir günün içinde Fransa’yı altüst etti. Fransa’yı seçtim. Çünkü Fransa Marksist ve materyalist felsefenin merkeziydi. Ama yaşanan gelişmeler bize gösteriyor ki, Yaratılış Atlası bu duruma bir son verdi.” Sayın Adnan Oktar sorulan sorular üzerine Karabağ Sorunu ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulunuyor. Karabağ sorununun bir an önce çözülmesi, Laçin Koridorunun ise mutlaka açılması gerektiğini ifade ediyor. Sayın Oktar bu topraklardaki işgalin sona ermesinin hem Türkler hem de Ermenilerin faydasına olacağını vurguluyor ve Türkiye-Azerbeycan birleşmesi ile ilgili olarak “Azerbeycan ile Türkiye’nin birleşmesi yeri göğü ayağı kaldırır, büyük bir heyecan meydana getirir. Bu Ermenistan için de büyük bir fayda sağlayacaktır.” Şeklinde bir yorumda bulunuyor. Fransa’da kitapların yasaklanmasıyla ilgili bir soru üzerine Sayın Adnan Oktar şu yorumda bulunuyor: “Fransa’da kitapların yasaklanması çok hayırlı olmuştur. Çünkü bir kitabın yasaklanması, bu kitabı mutlaka okuyun demektir. Bir öğrenciye bu kitap yasaklandı, sakın okumayın derseniz, bu aslında hemen bu kitabı alıp okuyun  demek anlamına gelir. Fransa’da da bu nedenle çok yüksek derecede okunuyor, kitaplarıma karşı çok büyük bir ilgi var.” Röportajda ayrıca masonluk, materyalizm ve ateist siyonizm ile yapılan fikri mücadelenin sonuçları, laikliğin önemi, yeni yayınlanan kitapların etkileri, Darwinizm’i Müslümanlaştırma çabalarının da artık son bulduğu gibi çeşitli konular üzerinde önemli açıklamalar yer alıyor.

 
 
   

ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN YENİ MÜSAVAT QƏZETİ REPORTAJI (11 Fevral 2009)

 

Sayın Adnan Oktar bu röportajında; Türkiye ile Azerbaycan’ın birleşmesi için herkesin hükümete dilekçe yazmasını, yapılacak şeyin çok kolay olduğunu, bu iki ülke arasında vize ve pasaportu istemediğimizi; sınır kapısının sonuna kadar açılmasını ve bunun bekletilmesinin bir anlamı olmadığını anlattı. Ermenistan ve Azerbaycan sınır kapılarının aynı gün aynı saatte açılmasının çok iyi olacağını; mesela bir Cuma günü, Cuma namazından sonra “ya Allah, bismillah” deyip iki kapının birden aynı anda açılması gerektiğini söyledi. Sayın Oktar, ekonomik krizin Nuh Tufanı gibi olduğunu, ülkelerin hepsini yutacağını, onları kurtaracak olan geminin Allah’ın izniyle bir tek Türk İslam Birliği olduğunu, Nuh’un gemisine binenlerin kurtulacaklarını ifade etti. Hz. Mehdi’nin aramızda olduğunu ve Türk İslam Birliği’nin başına geçeceğini, bunun kaderde böyle olduğunu, hiç kimsenin bu gidişatı durduramayacağını müjdeledi.

 
 
   

AXIRZAMAN - 2 (QIZIL DÖVR)

 

Qı­zıl dövr Qu­ran əx­la­qı­nın Meh­di va­si­tə­si­lə bü­tün dün­ya­ya ha­kim ola­ca­ğı və in­san­la­rın hə­qi­qi ima­na qo­vu­şa­caq­la­rı dövr­dür. Bu iki ha­di­sə­nin çox mü­hüm olan bə­zi mad­di nə­ti­cə­lə­ri var: Qı­zıl dövr­də əmin-aman­lıq, təh­lü­kə­siz­lik və əda­lət tam şə­kil­də tə­min edi­lə­cəkdir. Bə­şə­riy­yət iq­ti­sa­di çə­tin­lik­lər­dən qur­tu­la­caq, eh­ti­yac için­də olan adam ol­ma­ya­caq, is­tə­yə­nə is­tə­di­yin­dən də ar­tı­ğı ve­ri­lə­cəkdir. Hə­min döv­rə qə­dər gö­rün­mə­miş bir bol­luq ya­şa­na­caq, məh­sul­lar sa­yıl­ma­dan, çə­kil­mə­dən hər is­tə­yə­nə pay­la­na­caqdır. Bu döv­rün diq­qə­ti cəlb edən baş­qa bir xü­su­siy­yə­ti də mü­ha­ri­bə və iğ­ti­şaş­la­ra son qo­yul­ma­sı­dır. Əv­vəl­lər düş­mən olan xalq­lar ara­sın­da sülh və əmin-aman­lıq ya­şa­na­caq. İn­san­lar bu dövr­də tex­no­lo­gi­ya­nın bü­tün ne­mət­lə­rin­dən is­tə­dik­lə­ri qə­dər və is­tə­dik­lə­ri öl­çü­də fay­da­la­na­caq, tex­no­lo­gi­ya­da­kı hər cür tə­rəq­qi­dən in­san­la­rın ra­hat­lı­ğı, kom­for­tu, se­vin­ci və xoş­bəxt­li­yi üçün is­ti­fa­də edi­lə­cəkdir. Tə­ba­bət­də, əkin­çi­lik­də, ra­bi­tə­də, sə­na­ye tex­no­lo­gi­ya­sın­da və nəq­liy­yat­da­kı ix­ti­ra­lar ye­ni cı­ğır­lar aça­caq. İn­cə­sə­nət­də bir-bi­rin­dən gö­zəl əsər­lər or­ta­ya çı­xa­caq, Al­la­ha olan ima­nın in­san­la­ra qa­zan­dır­dı­ğı ge­niş üfüq və də­rin dü­şün­cə bü­tün sə­nət sa­hə­lə­ri­nə rəh­bər­lik edə­cəkdir. Bir hə­dis­də­ki ifa­də ilə de­sək, "in­san­lar vax­tın ne­cə keç­di­yi­ni bil­mə­yə­cək, bu gö­zəl­lik­lər­dən da­ha çox is­ti­fa­də et­mək üçün Al­lah­dan ömür­lə­ri­nin uza­dıl­ma­sı­nı is­tə­yə­cək­lər". İn­di qeyd edilən föv­qə­la­də ha­di­sə­lə­rin ne­cə hə­ya­ta ke­çə­cə­yi­ni Bu filmdə seyr edəkciniz.

 
 
   

BATİL BİR DİN: HİNDUİZM

 

Hin­du­izm başqa Uzaq Şərq din­lə­ri ki­mi ba­til bir eti­qad­dır. Al­la­hın vəh­yi­nə de­yil, in­san­la­rın öz­lə­rin­dən dü­zəlt­dik­lə­ri səhv ənə­nə və tə­lim­lə­rə əsas­la­nan bö­yük bir yan­lış­lıq­dır. An­caq hin­dlilərin mü­qəd­dəs ki­tab­lar ki­mi qə­bul et­di­yi bu mətn­lə­rin heç bi­ri Al­la­hın vəh­yi­nə əsas­lan­mır. Bu mətn­lər tək­cə ar­yan­lar və müx­tə­lif hin­dli li­der­lə­ri tə­rə­fin­dən ya­zıl­mış əf­sa­nə­lər­dən, he­ka­yə­lər­dən iba­rət­dir. Hin­dlilər hə­yat­la­rı­nı, mə­ra­sim­lə­ri­ni, ri­tu­al­la­rı­nı bu ki­tab­lar­da­kı xu­ra­fat­la­ra uy­ğun ola­raq təş­kil edir­lər. Bu­na gö­rə də hin­du­izm mən­tiq­siz üsul­lar­la və ba­til ənə­nə­lər­lə do­lu­dur. Və ki­tab­lar­da gös­tə­ri­lən da­rıx­dı­rı­cı və qa­ran­lıq dün­ya hin­du­lar üçün ide­al hə­yat mo­de­li de­mək­dir. Əl­bət­tə ki, hər bir in­san is­tə­di­yi di­ni seç­mək­də və ona əsa­sən ya­şa­maq­da sər­bəst­dir. An­caq doğ­ru­nun nə ol­du­ğu­nu izah et­mək və yan­lı­şı tən­qid et­mək də Al­la­hın mü­səl­man­la­rın üzə­ri­nə qoy­du­ğu bir və­zi­fə­dir. Bu sənədli filmin hazırlanmasındakı məqsəd isə bu yanlışlığa qarşı həm hindliləri, həm də başqa insanları xəbərdar etməkdir.

 
 
   

BUDDİZM YANLIŞLIĞI

 

Al­la­hın var­lı­ğı­nı in­kar edən ate­ist bir tə­lim... Büt­pə­rəst bir din... İn­sa­nın özü­nə əziy­yət ver­mə­si­ni əsas qə­bul edən fa­na­tik bir ənə­nə... Bu film­də müa­sir dövr­də­ki bə­zi in­san­la­rın həs­rət­lə gör­mək is­tə­di­yi bud­diz­min əs­lin­də nə də­rə­cə­də səhv inam və üsul­lar­dan iba­rət ol­du­ğu­nu, kar­ma və re­in­kar­na­si­ya xu­ra­fat­la­rı­nın in­san­la­rı ne­cə al­dat­dı­ğı­nı seyr edəcəksiniz. Bu di­nin ən bö­yük səh­vi isə Al­lah­dan gə­lən mə­lu­ma­ta de­yil, bə­zi in­san­la­rın za­man için­də öz­lə­rin­dən uy­dur­duq­la­rı adət-ənə­nə və fəl­sə­fə­lə­rə əsas­lan­ma­sı, on­la­rı mü­qəd­dəs he­sab et­mə­si­dir. Bud­dist­lər və bu di­nə rəğ­bət bəs­lə­yən­lər bu hə­qi­qət­lər ba­rə­də ət­raf­lı dü­şün­mə­li­dir. Çün­ki Al­la­hın gön­dər­di­yi din­dən baş­qa tə­lim­lə­ri öz­lə­ri­nə din ki­mi qə­bul edən in­san­lar­dan Qu­ran­da be­lə bəhs edi­lir: "Şüb­hə­siz ki, bun­la­rın ta­pın­dıq­la­rı din məh­və məh­kum­dur, et­dik­lə­ri əməl­lər isə puç­dur!" ("Əraf" su­rə­si, 139).

 
 
   

BUZLAQLAR DÜNYASI

 

Şi­mal Qüt­bü dün­ya­mı­zın buz fab­ri­ki­dir... Bu­ra­da mən­fi 50 də­rə­cə­yə ça­tan so­yuq və don­du­ru­cu kü­lək­lər hökm sü­rür. Dün­ya­nın bu böl­gə­sin­də ya­şa­maq ol­duq­ca çə­tin­dir. Be­lə bir şə­ra­it­də hey­van­la­rın sı­ğı­na­caq­la­rı bir yer də yox­dur. Bu­ra­da hər sa­ni­yə­də ye­ni bir buz da­ğı əmə­lə gə­lir. Bu buz dağ­la­rı təx­mi­nən 30 mər­tə­bə­li bir bi­na hün­dür­lü­yün­də­dir. Bu çə­tin şə­rai­tə bax­ma­ya­raq qütb­də çox zən­gin bir can­lı alə­mi var. Bu film­də hə­ya­tın qey­ri-müm­kün gö­rü­nən qütb şə­rai­tin­də ra­hat­lıq­la ya­şa­yan can­lı­la­rı ta­nı­ya­caq, hər bi­ri ya­ra­dı­lış mö­cü­zə­si olan xü­su­siy­yət­lə­ri­ni iz­lə­yə­cək­si­niz.

 
 
   

CANLILARDA FƏDAKARLIQ

 

 
 
   

DARVİNİZMİN QARA ÜZÜ

 

 
 
   

DƏNİZLƏR VƏ OKEANLARDAKI MÖHTƏŞƏM YARADILIŞ

 

This documentary film is ready to download and watch.

 
 
   

DÖVRÜMÜZÜN BÜTLƏRİ

 

Bütlər insanı aldadır və boyunduruq altına alırlar. Diktatorlar insanı təzyiq və qorxu ilə əzirlər. Materializm kimi fəlsəfə və ideologiyalar insanın beynini öz təsirlərinə salır, məntiqli fikirləşmələrinə maneə olur, onu əsəb və təəssübkeşliyə aparır. Pul və şan-şöhrət kimi gündəlik həyat bütləri isə insanları boş məqsəd uğruna çalışdırır, onları gərginliyə və stressə salır. Bu saxta tanrıların heç biri insana rahatçılıq, səadət və müstəqillik qazandırmaz. İnsanın yeganə xilası bir olan Tanrıya, yəni Uca Allaha qulluq etməsidir. Allahdan başqa hər şey Onun yaratdığı aciz məxluqlardır. Bu məxluqların heç biri insanın rəhbəri, yaradanı və həyatının məqsədi ola bilməz. Bütün bunlar Allaha aiddir. Və insan bütün bütlərdən üz döndərərək Allaha üz tutmalı, Onun üçün yaşamalıdır. Bu yoldan uzaqlaşan insan isə gözünü açıb-bağlayana kimi ötən dünya həyatının nəticəsində alacağı əvəzin əzab və peşmançılıq olacağını bilməlidir.

 
 
   

DÜNYA HƏYATININ HƏQİQƏTİ

 

Инсанлары диндян узаглашдыран ян мцhцм сябяблярдян бири дцнйанын сонсуз йурд олдуьуну эцман етмяляридир. Щалбуки дцнйа Аллаhын инсаны сынамаг цчцн хцсусиля гцсурлу вя нюгсан йаратдыьы бир йурддур. Дцнйадакы hяр ъцр эюзяллик чох вахт ютмядян чиркинляшир вя йох олур. Бу дцнйа hяйатынын hеч дяйишмяйян hягигятидир. "Дцнйа hяйатынын hягигяти" Щарун Йяhйанын мцхтялиф дилляря тяръцмя едилян китабларындан hазырланмышдыр.

 
 
   

DÜNYA MÜHARİBƏLƏRİNİN PƏRDƏ ARXASI

 

XX əsr bəşər tarixinin ən qanlı dövrü oldu. Bəşəriyyət bu dövrdə ilk dəfə «dünya müharibəsi» ifadəsi ilə tanış oldu. I və II dünya müharibələrinin nəticəsində 65 milyon insan həlak oldu. Bunların təxminən yarısı müharibə ilə əlaqəsi olmayan dinc əhali idi. Uşaqlar, müdafiəsiz qadınlar və qocalar zalımcasına qətl edildi... Bəs dünya necə oldu ki, bu cür böyük ağılsızlığa məruz qaldı? Nəyə görə insanlar göz görə-görə həm öz xalqlarını, həm də başqalarını qan tökmək quyusuna atdılar? Bu vəhşiliyin arxasındakı fəlsəfə nə idi? Bu sənədli film, sizə bu mühüm məsələnin cavabını xəbər verir.

 
 
   

HZ.İBRAHIM VƏ HZ.LUT

 

Allah tarix boyunca qövmləri onlara göndərdiyi peyğəmbərlər vasitəsilə doğru yola dəvət etmişdir. Bu mübarək insanların hamısının məqsədi eyni idı: bütün insanları Allaha inanmağa və yalnız Ona qulluq etməyə çağırmaq! Peyğəmbərlər insanlara haqq dini təbliğ etmiş, cəmiyyətlər üçün nümunə olmuşlar. Bu səbəbdən də Allahın seçilmiş qulları olan peyğəmbərlərin üstün şəxsiyyətləri, gözəl əxlaqi xüsusiyyətləri və hadisələr qarşısında göstərdikləri davranışlar möminlər üçün son dərəcə gözəl nümunələrdir. Bu mübarək insanlardan ikisi də Hz.İbrahim və Hz.Lutdur!

 
 
   

HZ.İSA GƏLƏCƏK

 

 
 
   

HƏZRƏTİ MUHƏMMƏD (S.A.V.)

 

This documentary film is ready to download and watch.

 
 
   

HƏZRƏTİ MUSA

 

 
 
   
   
1 2